pegasus
İGA EK
ANA SAYFA HAVACILIK HABERLERİ SAVUNMA TURİZM TÜRKİYE'DEN DÜNYADAN VİDEOLAR
TUSAS
SUNEXPRESS’TEN REKOR HAFTA SONU
SUNEXPRESS’TEN REKOR HAFTA SONU
ABD ÜÇ HAVAYOLUNA YAPTIRIMLARI KALDIRDI
ABD ÜÇ HAVAYOLUNA YAPTIRIMLARI KALDIRDI
ANTONOV-124’ÜN YANI BAŞINDA PATLAYICI
ANTONOV-124’ÜN YANI BAŞINDA PATLAYICI
SALAH UÇAKTA FORMAYI GİYDİ
SALAH UÇAKTA FORMAYI GİYDİ
AJET
Özlem Çapan Özeren
TÜRK HAVACILAR YURT DIŞINDA NASIL UYUM SAĞLIYOR?
8 Ağustos 2026 Cumartesi

 

Farklı ülkelerde çalışan 32 Türk havacılık profesyonelinin deneyimleri, kültürel zekâdan dil becerisine uzanan önemli ipuçları sunuyor.

Havacılık, dünyanın en dinamik iş kollarından biri. Türkiye’de kariyerine başlayan bir pilot birkaç yıl sonra Katar’da, bir operasyon yöneticisi Afrika’da, bir teknik uzman Avrupa’da görev yapabiliyor. Üstelik çalışma arkadaşları da çoğu zaman farklı ülkelerden geliyor. Havacılık profesyonelleri için mesleki bilgi ve deneyimin yanı sıra farklı kültürlere uyum sağlama ve farklı kültürlerden insanlarla etkili biçimde çalışabilme becerisi giderek daha fazla önem kazanıyor.

Burak Türkmen ve Özlem Çapan Özeren tarafından kaleme alınan “Cultural Intelligence and Adaptation in Global Aviation: Insights from Turkish Expatriates” başlıklı araştırma tam olarak bu konuyu ele alıyor. Journal of Economy Culture and Society’nin 2026 yılı 73. sayısında yayımlanan çalışma, yurt dışında çalışan Türk havacılık profesyonellerinin kültürlerarası iletişim ve uyum deneyimlerine odaklanıyor. Araştırma, Burak Türkmen’in Özlem Çapan Özeren danışmanlığında hazırladığı yüksek lisans tezinden üretilmiş.

Araştırmada 32 Türk havacılık profesyonelinin deneyimleri inceleniyor. Katılımcılar arasında kaptan pilotlardan uçuş operasyon uzmanlarına, istasyon ve terminal yöneticilerinden uçak bakım mühendisi, kargo uzmanı ve emniyet yöneticilerine kadar farklı meslek grupları bulunuyor. Almanya, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İsviçre, Kazakistan, Özbekistan, Gürcistan, Somali ve Sierra Leone gibi birbirinden oldukça farklı ülkelerde edinilmiş deneyimler çalışmaya geniş bir bakış açısı kazandırıyor.

Araştırmadan çıkan tablo oldukça net: Yurt dışında başarılı olmak, kişinin mesleğini iyi bilmesine indirgenemeyecek kadar karmaşık bir süreç. Kültürel farklılıklar, maddi ve sosyal haklar, güvenlik, yabancılara yönelik tutumlar, önceki uluslararası deneyimler, dil ve iletişim becerileri, yurt dışında geçirilen süre ve kişisel özellikler uyumu belirleyen sekiz temel alan olarak ortaya çıkıyor.

Çalışmanın en dikkat çekici kavramlarından biri “kültürel zekâ”. Bunu, farklı kültürlerden insanların davranışlarını okuyabilme, farklılıkların nedenlerini anlayabilme ve gerektiğinde kendi iletişim biçimini yeni ortama uyarlayabilme becerisi olarak açıklayabiliriz. Araştırmanın bulguları, kültürel zekâ düzeyi yüksek profesyonellerin yeni çevrelerine daha hızlı uyum sağladıklarını ve mesleki rollerinde daha etkili olabildiklerini gösteriyor.

Katılımcıların deneyimleri, kültürel farklılıkların günlük çalışma hayatında ne kadar somut biçimde hissedildiğini de gösteriyor. Bürokrasi, çalışma disiplini, zaman anlayışı, toplumsal roller ve insan ilişkileri ülkeden ülkeye değişebiliyor. Dil, aile yapısı, yemek kültürü ve toplumsal değerlerdeki benzerlikler ise çalışanların kendilerini daha aşina oldukları bir ortamda hissetmelerini sağlayarak uyum sürecini kolaylaştırabiliyor.

Bu deneyimlerden biri, yeni bir ülkeye giderken sahip olduğumuz önyargıların zamanla nasıl değişebildiğini oldukça iyi anlatıyor:

“Ülkenin gerçekte ne kadar modern olduğunu görünce şaşırdım. Başlangıçtaki korkularım zamanla azalmaya başladı.”

Bir başka katılımcının ifadesi ise kültürel yakınlığın uyum üzerindeki etkisini gösteriyor:

“İnsanların dini ve aile değerleri bizimkilere oldukça benziyordu. Bu nedenle kendimi onlara daha az uzak hissettim.”

Dil yeterliliği de önemli bir bulgu. İngilizce iş ortamındaki iletişimi kolaylaştırıyor; fakat ev sahibi ülkenin dilini öğrenmeye yönelik küçük bir çaba bile sosyal ilişkileri ve karşılıklı güveni güçlendirebiliyor. Bir katılımcının şu sözleri bunu çok güzel özetliyor:

“İş için İngilizce yeterliydi; ancak yerel dili konuşmaya çalışmam olumlu karşılandı ve insanlarla daha hızlı ilişki kurmamı sağladı.”

Daha önce yurt dışında bulunmuş çalışanların da iletişim kurma, empati geliştirme ve yeni koşullara alışma açısından daha avantajlı oldukları görülüyor. Katılımcılardan biri, önceki uluslararası deneyimin etkisini “Daha önce uluslararası deneyim yaşamış olmam iletişim kurmamı ve empati geliştirmemi kolaylaştırdı. İlk kez yurt dışına gidenlerin çok daha fazla zorlandığını gördüm” sözleriyle ifade ediyor.

Araştırmanın önemli yönlerinden biri de uyum sorumluluğunu tamamen çalışana yüklememesi. Ücret ve sosyal haklar, güvenli bir yaşam ortamı, kurumun çalışanına verdiği destek ve aile koşulları da sürecin parçası. Nitekim güvenlik risklerinin yüksek olduğu bölgelerde çalışan katılımcılar daha fazla uyum güçlüğü yaşadıklarını belirtirken, daha güvenli ortamlarda çalışanlar daha rahat bir uyum sürecinden söz ediyor.

Peki bütün bunlar havacılık için neden önemli?

Çünkü havacılıkta iletişim doğrudan operasyonun içinde. Kokpitte, kabinde, bakımda, rampte, kargoda ve operasyon merkezlerinde farklı kültürlerden insanlar zaman baskısı altında birlikte karar veriyor ve bilgi paylaşıyor. Hiyerarşi, otorite, zaman, iletişim ve geri bildirim anlayışındaki kültürel farklılıklar ekip çalışmasını ve operasyonel koordinasyonu etkileyebiliyor. Araştırmada bu etkinin yolcu ilişkilerinden emniyetle ilgili konuların raporlanmasına kadar uzanabileceğine dikkat çekiliyor.

Bu nedenle çalışmanın havacılık işletmelerine de önemli bir mesajı var. Uluslararası görevlendirmeye gidecek personelin teknik ve mesleki hazırlığının yanında kültürel olarak da hazırlanması gerekiyor. Araştırmacılar görevlendirme öncesi kültürel farkındalık eğitimleri, dil desteği, güvenlik bilgilendirmeleri ve aileyi kapsayan destek uygulamalarının önemine işaret ediyor.

Türkmen ve Çapan Özeren’in araştırması bize küresel havacılıkta insan faktörünün önemli bir boyutunu hatırlatıyor: İyi bir havacılık profesyoneli için teknik bilgi, deneyim ve yabancı dil kadar farklı kültürleri okuyabilmek, farklı çalışma biçimlerine uyum sağlayabilmek ve çok kültürlü ekiplerde güven oluşturabilmek de giderek daha değerli hale geliyor.

Bugün dünyanın bir ucundan diğerine uçmak artık sıradan. Asıl önemli olan, farklı kültürlerden insanlarla birbirini anlayarak, birbirine saygı duyarak ve barış içinde çalışabilmek. Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözüyle ifade ettiği gibi, farklılıklarımızla bir arada yaşayabilmek ve çalışabilmek, küresel havacılığın da temel değerlerinden biri olmalı.

KAYNAK MAKALEYE DOĞRUDAN ERİŞİM: İstanbul University Press – Makaleyi görüntüle

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Süleyman Şen
BAZI UÇAKLAR YERE Mİ İNECEK?
Özlem Çapan Özeren
TÜRK HAVACILAR YURT DIŞINDA NASIL UYUM SAĞLIYOR?
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
Haber Air
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri Gizlilik PolitikasıGizlilik Politikası