HAVACILIK EĞİTİMİNDE YENİ DÖNEM
Özlem Çapan Özeren

STANDARTLAŞMA VE ÜNİVERSİTELERİN AKADEMİK ROLÜ

SHGM'nin KDM-ORG platformuyla havacılık eğitiminde merkezi sınav ve ortak standartlar dönemi başlıyor. Mesleki yeterliliklerin belgelendirilmesini esas alan bu dönüşüm, eğitimin niteliği, eğitmen başarısının ölçülmesi ve üniversitelerin akademik rolü konusunda önemli soruları da beraberinde getiriyor.

Havacılık eğitiminde ortak standartların oluşturulması, eğitim ve sınav süreçlerinin merkezi bir yapıda yürütülmesi ve mesleki yeterliliklerin belgelendirilmesi amacıyla Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından başlatılan dönüşüm süreci devam ediyor. Bu kapsamda geliştirilen KDM-ORG platformunun üniversitelerde etkin biçimde kullanılması, eğitimlerin sisteme tanımlanması ve uygulamada karşılaşılan sorunların ele alınması amacıyla 3 Kasım 2026 tarihinde Eğitim Kaynak Sağlayıcılarına (EKS) yönelik bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Toplantıda eğitimlerin işleyişi, merkezi sınav uygulamaları, eğitmen performansının değerlendirilmesi ve üniversitelerin yeni sistemdeki sorumlulukları ele alındı. Öne çıkan mesaj ise kurumların merkezi eğitim ve sınav sistemine katılımda gecikmemesi gerektiğiydi.

Toplantıda paylaşılan bilgilere göre sisteme kayıtlı 198 Eğitim Kaynak Sağlayıcısı bulunuyor. Ancak bazı üniversiteler kayıtlarını ve eğitmen tanımlamalarını tamamlamalarına rağmen henüz eğitim paketi açmamış durumda. SHGM, özellikle Havacılığa Giriş gibi ortak derslerin KDM-ORG platformunda tanımlanarak uygulamanın başlatılmasını öneriyor.

Yeni sistem, üniversitelerde verilen akademik eğitim ile SHGM'nin aradığı sektörel yeterliliklerin merkezi olarak belgelendirilmesi arasında daha belirgin bir ayrım oluşturuyor. Bu yaklaşım, öğrencilerin mesleki yeterliliklerinin gelişmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte uygulamanın ölçme ve değerlendirme, akademik üretkenlik ve eğitim kalitesi üzerindeki etkileri tartışılmaya değer.

Eğitmenin başarısını iki sınav arasındaki farkla ölçmek

Yeni modelde öğrenciler yaklaşık 11 haftalık eğitimin ardından merkezi ön sınava giriyor. Sonuçlara göre eksik konular tamamlanıyor ve dönem merkezi son sınavla bitiyor. Nihai notun yüzde 10'unu ön sınav, yüzde 90'ını son sınav oluşturuyor.

Öğrencilerin eksiklerini belirlemek ve gelişimlerini izlemek eğitim açısından yararlı. Ancak eğitmen performansının bu iki sınav arasındaki puan farkı üzerinden değerlendirilmesi bazı soruları gündeme getiriyor.

Ön sınav ile son sınavın güçlük düzeyleri ve ölçtükleri yeterlilikler eşdeğer mi? Öğrencinin başlangıç bilgi düzeyi, bireysel çalışması ve öğrenme koşulları değerlendirmeye nasıl yansıtılıyor?

Örneğin ön sınavda 30, son sınavda 50 puan alan öğrencinin gelişim gösterdiği açık. Ancak bu gelişimin ne kadarının eğitmenin katkısından kaynaklandığını belirlemek daha kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor.

Benzer sorular sınav içerikleri için de geçerli. Soru havuzlarının ölçme ve değerlendirme açısından geçerliği ve güvenirliği incelendi mi? Sorular havacılık sektörünün güncel gereksinimleriyle ne ölçüde örtüşüyor? Öğrencilerin bilgiyi hatırlama düzeyinin yanında mesleki karar verme becerileri de değerlendiriliyor mu?

Eğitim materyallerinin güncelliği de önemli. Mevzuatta eğitmenlere içeriklerin güncelliğini izleme ve gerektiğinde güncelleme talebinde bulunma sorumluluğu verilmiş durumda. Ancak içeriklerin hangi aralıklarla gözden geçirildiği, güncelleme taleplerinin nasıl değerlendirildiği ve sektörün değişen gereksinimlerinin materyallere ne ölçüde yansıtıldığı açıklığa kavuşturulmalı.

Dijitalleşme akademisyenin rolünü nasıl etkileyecek?

Merkezi sistemin önemli yararlarından biri, geçmişte SHGM tarafından yetkilendirilmiş üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin sınav hazırlama, uygulama, değerlendirme ve belgelendirme süreçlerindeki iş yükünü azaltmasıdır.

Uzun yıllardır akademisyenlerin sorumluluğunda yürütülen bu işlemlerin kolaylaşması önemli bir kazanım. Ancak ortak eğitim içeriklerinin hazır sunulması ve sınavların merkezden hazırlanması, akademisyenin eğitim sürecindeki rolünü yeniden düşünmeyi de gerektiriyor.

Bilgiyi araştıran, sorgulayan ve geliştiren akademisyen, zaman içinde hazır içerikleri aktarmakla yetinen bir eğitmene dönüşebilir mi?

Üniversite eğitiminin önemli özelliklerinden biri, akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını ve mesleki deneyimlerini derslerine yansıtabilmesidir. Ortak standartlar bu katkıyı sınırlandırmamalı.

Dijitalleşmenin akademisyenlere araştırma yapmak, içerik geliştirmek ve öğrencileriyle daha yakından ilgilenmek için zaman kazandırması beklenir. Bu nedenle merkezi sistemin akademik üretkenliği destekleyecek biçimde yapılandırılması önem taşıyor.

Üniversitelerin başarısı nasıl değerlendirilmeli?

Toplantıda, platform verilerinin Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile paylaşılması ve bölüm açma ile kontenjan kararlarında bu verilerden yararlanılması hedefi de gündeme geldi. Üniversitelerin sektörel eğitim sonuçlarının aday öğrenciler ve aileleri tarafından görülebilmesi de öngörülüyor.

Bu yaklaşım, eğitim sonuçlarının görünür olması bakımından yararlı olabilir. Ancak üniversitelerin başarısını değerlendirirken merkezi sınav sonuçlarının yanında başka göstergelere de ihtiyaç var.

Öğrencilerin TÜBİTAK projelerinde yer alması, bilimsel araştırmalara katılması, teknik gezilerle havacılık işletmelerini tanıması, staj ve işbaşı eğitimleriyle deneyim kazanması ve sektör temsilcileriyle buluşması da eğitimin önemli parçalarıdır.

Üniversitelerin akademik kadroları, bilimsel yayınları, araştırma olanakları ve sektörle yürüttükleri iş birlikleri de değerlendirmeye katılmalı.

Özellikle havacılıkta iletişim, ekip çalışması, sorun çözme, durumsal farkındalık ve emniyet bilinci gibi becerilerin gelişimi, çoktan seçmeli sınav sonuçlarına her zaman yansımayabilir.

Bu nedenle merkezi sınav verilerinin diğer eğitim göstergeleriyle birlikte ele alınması daha dengeli bir değerlendirme sağlayacaktır.

Geçiş sürecinde dikkat edilmesi gerekenler

Toplantıda, düşük eğitmen performansına ilişkin görevlendirme kararlarının EKS'ler tarafından verileceği, sınav soru havuzunun gizliliğinin ihlalinin ise eğitmen yetkisi açısından ciddi yaptırımlar doğuracağı belirtildi.

Merkezi sınav başarısının işe alım kararlarında daha belirleyici hâle getirilmesine yönelik düşünceler de paylaşıldı. Ancak havacılıkta istihdam açısından büyük önem taşıyan İngilizce yeterliliği, uygulama becerileri, iletişim ve ekip çalışması gibi yetkinlikler de göz ardı edilmemeli.

Mevcut öğrencilerin yeni sisteme geçişi de ayrı bir önem taşıyor. Toplantıda açıklanan geçiş uygulaması kapsamında, önceki sınavların merkezi değerlendirme yerine kabul edilmemesi, özellikle mezuniyet aşamasındaki öğrenciler açısından ek sınav yükümlülükleri doğurabilecek nitelikte.

Toplantıda belirtilen 140 aktif sınav salonunun artan talebi karşılayıp karşılayamayacağı, sınav takvimlerinin açık biçimde duyurulması ve üniversitelerin üstleneceği yeni idari sorumlulukların iş yükü dikkate alınarak planlanması, sürecin sağlıklı işlemesi açısından belirleyici olacak.

Sonuçta SHGM'nin merkezi eğitim ve sınav sistemi, havacılık eğitiminde ortak standartların güçlendirilmesi ve mesleki yeterliliklerin belgelendirilmesi bakımından önemli bir gelişme. Ancak sistemin uzun vadeli başarısı, ölçme araçlarının niteliğine, içeriklerin güncelliğine ve üniversitelerin eğitim sürecine sağlayacağı katkıya bağlı.

Merkezi sınav sonuçlarının öğrencilerin araştırma, uygulama ve mesleki gelişimini yansıtan diğer göstergelerle birlikte değerlendirilmesi, yükseköğretimin kendine özgü yapısının korunması açısından önem taşıyor. Üniversitelerin bilimsel birikiminden ve akademisyenlerin katkısından yararlanan bir sistem, havacılık eğitiminin niteliğini geliştirmek için daha güçlü bir temel oluşturacaktır.



Sayfa Adresi: http://www.haberair.com/yazar/havacilik-egItImInde-yenI-donem/42